Diyarbakırspor bilinçli bir şekilde yok ediliyor.
Mesele para değil, işin altında çok daha derin politikalar yattığı bir gerçek. sonuçta siyaseti bağırsaklarına kadar hisseden bir kulüpten bahsediyoruz.
Özellikle son 10 yıldır siyaseten icazet almadan gelene rastlamadık. Hatta kulüp başkanlarından birisi bunu açık açık ifade ederek "Atama ile geldim" deme cesaretini bile gösterdi.
Tabi hal böyleyken, Diyarbakır'ın siyasi yapısını da gözardı edemeyiz. İkitdar partisinin 3 dönemdir, yerel seçimleri üst üste kaybettiği ve ısrarla istediği bir yer olan bu kentte hakim iki siyasi partinin kısır çekişmelerinin ürünü olarak Diyarbakırspor'un da arada zarar gördüğü hatta yok olmaya doğru yol aldığı bir gerçektir.
"SİYASET BATIRDI, SİYASETÇİLER ÇIKARMALIDIR"
Belediyelerin kendi takımlarını kurarak muazzam bütçelerle bu takımları desteklemelerine rağmen, yıllardır "Devlet Takımı" yaftası yapıştırılan Diyarbakırspor ise odun-kömür alacak para bulamıyor.
Tabi zamanında bakanların ve milletvekillerinin bu takıma, günü kurtarma adına çok destek verdiklerini çok büyük kaynaklar bulduğu unutulmamalıdır. Hal böyle olunca, zıt kutupta ki ve yerel yönetimlere hakim belediyeler, bunun aksine, bu durumdan asla haz duymadıkları da ortadadır.
Keşke zamanında verilen o paralar bu takımın geleceği için yapılacak projeler için kullanılsaydı bugün bu durumları asla yaşamazdık.
Tabi işin içine siyasetçiyi kim çekiyor, yine sen-ben çekiyoruz. Hiç bir siyasetçi durup dururken, "Hadi ben gideyim Diyarbakırspor'a müdahele edeyim" demiyordur.
Şu bir gerçek ki, kentte hakim 2 siyasi otoritenin zıtlaşması, bakanların, vekillerin, valiliğin, Belediyelerin özellikle el çekmelerinin altında bu anlamsız kutuplaşmalar yatıyor.
Ben bunu önce ki yazımda da dile getirmiş ve son şampiyonluk gecesinde yapılan protestoların neticesi Bakan Mehdi Eker'in o geceyi unutamadığı apaçık ortada. Elbette sayın Bakan "Diyarbakırspor özellikle batsın, kapansın" düşüncesinde olduğunu kabul etmek zaten mümkün değil. Sadece o geceden dolayı çok fazla içerlendiği ve o gün Diyarbakırspor defeterini tamamen kapattığı gün gibi ortada. Yoksa şu son olayda bile15 Bin TL için neredeyse takım sahaya çıkamayacaktı ve bu konudan sayın Bakanın haberi olduğunu ben çok net biliyorum. Bu komik para bile maalesef bulunamamış, varın gerisini siz düşünün.
Şu bir gerçek ki o geceden sonra bu takımın direk olarak batağa doğru sürüklendiğini ve bu takımı bu hale getirenlerinde başında en fazla suçlanan kişilerden birinin kendisinin öz yeğeni olduğunu da, hatta atamayı da bizzat sayın bakandan aldığını kamuoyuna açıkladığını da hatırlatmak lazım. Ha bu işte direk olarak elbette sayın Eker'i suçlamıyorum fakat en azından, 3 dönemdir kendisni o meclise taşıyan hemşerilerinin hatırına, bu konuda son bir sorumluluk daha üstlenmesi gerektiğini ve bu kulübün sorunlarına sahip çıkması gerektiğini üstüne basarak vurguluyoruz.
Şimdi burada söylenmesi gereken bir şey daha var. Sayın Bakan'ın Diyarbakırspor için yaptıklarını, desteklerini gözardı etmek mümkün değil. Fakat siyasette bu kadar küs olunmaması gerektiği, hele ki halka mal olmuş ve özellikle kentte bu kadar çok sevilen bir kulübün göz göre göre batağa sürüklenerek hatta kapanmaya doğru gittiğini görmesine rağmen hiç bir müdahelede bulunmamasını anlamak ve kabul etmek mümkün değil. Sonuçta bu halkın oylarıyla, halkın tevecühüyle 3. kez halkın omuzlarında meclise taşındığını, halen kartvizintinde Diyarbakır Milletvekili yazdığı unutmamalıdır. Siyaset ve halk bu kadar küslüğü kaldırmaz.
YA BELEDİYELERE NE DEMELİ?
Gelelim yerel yönetimlere, aynı şekilde halk onları da 3 dönemdir hem de ezici bir çoğunlukla yerelde iktidara taşıdı. Hele ki Diyarbakır gibi bölgenin hamisi durumunda ki bir kentte, bu kadar sevilen bir kulübün göz göre göre yok olmasını seyretmelerini ve kıllarını kıpırdatmamalarını şaşkınlıkla gözlemliyorum. Bu takıma karşı alternatifler yaratılarak, dev gibi bütçelerle destekler sunulmasına rağmen, bu kulübe üvey evlat muammelesini görmek, "Acaba bu devleti mi, yoksa sizi baş tacı eden halkın taptığı kulübü mü cezalandırdıklarını" şapkalarını önlerine alarak iyice bir düşünmeleri lazım.
Kayseri, Konya, Sivas, Rize, Şanlıurfa, Bursa, gibi kentlerde yerel yönetimlerin halkın yani şehrin asıl takımlarına nasıl destek verdiklerini görünce insanın içi gidiyor. Biz "getirin para verin, trilyonlar aktarın" da demiyoruz, en azından bu kulübe sahip çıktığını gösteren en ufak bir icraat gösterin. Böyle bir spor politikasını sırf siyaset uğruna, kutuplaşma yaratarak uygulamanızı emin olun içe sindirmek mümkün değil.
Unutulmaması gereken en önemli konulardan bir tanesi, yerel yönetimlerin spora, kentle özdeşleşmiş kulüplere herkesten çok daha fazla sahip çıkması gerekmektedir. Biz bunu henüz Diyarbakır'da göremedik.
Varsın 2 partide sırf inatlaşma uğruna Diyarbakırspor'un kapanmasını bile bile göze alsınlar. Ama unutmayın ki "Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner". Saygılarımla.








