Bugün: 14 Ocak 2026 Çarşamba
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Künye
Yeni Üyelik Üye Girişi
  • Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Seri İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Tüm Yazarlar
  • İletişim
  • SON DAKİKA
    Bağlar’da astım hastasına enjeksiyon engeli
    Xiyan Derneği’nden Kar Yağışı Sonrası…
    Şeyhmus Kaval Güven Tazeledi:Hurda­cılar,Tüpgaz Bayiileri…
    450 İMZAYLA DİYARBAKIR KUYUMCU ESNAFININ…

    KARADENİZ’İN TALEPLERİ, AKİL İNSANLARIN ÖNERİLERİ!

    04 Ağustos 2013, 23:30
    12
    14
    16
    18

    3.BÖLÜM

     

    Bazı akademisyen ve vatandaşların görüşlerine yer verilen Raporda “Karadeniz hep itilmiş; itilmişliğimize kendi dilimizce çare aramışız. Neyin barışı için gelmişsiniz onu da anlamadım? Benim vatanımda ülkenin en güzel yerlerinde yaşayanlar onlar, Ben Türkiye’nin 3/4’ünü gördüm. Ve doğuya yapılan yatırımları gördüm.

     

    Keşke o yatırımların yarısı Karadeniz’e yapılsaydı. Karadeniz çok daha gelişmiş bir bölge olurdu. Ama doğudaki en ücra köylerin bile asfalt yolu var. Her şeyden para kazanan insanlar var.

     

    Sürekli bize Kürtlerin demokratik haklarından bahsediliyor. Bizler Kürtlerle hangi konularda eşit değiliz? Aslında ben onlarla eşit olmak istiyorum, ben de vergi ödememek, su parası, elektrik parası ödememek istiyorum. Onlar da benim gibi vergi versinler eşit olalım.

     

    Şerafettin Elçi bakan bulunduğu dönemde "Türkiye'de Kürtler var, ben de Kürdüm"

    şeklindeki açıklamalarından dolayı Ankara Sıkıyönetim Mahkemesince 2 yıl 3 ay cezaya

    çarptırıldı.

     

    Yine Bakanlığı döneminde, "Bazı Kürtleri işe aldı" diye Yüce Divan'da yargılandı

    ve 2 yıl 4 aya mahkûm oldu. Bu cezalardan dolayı, otuz ayı aşkın bir süre cezaevinde kaldı.

    Bu cezaların bir sonucu olarak, 10 yıl kadar siyasi haklardan mahrum bırakıldı ve avukatlık

    mesleğini yapmaktan alıkonuldu.  

     

    Hatta çok fazla dillendirilen“Kürtler cumhurbaşkanı, bakan ve her şey oluyorlar” söylemine karşı, “Kürtler cumhurbaşkanı bile oldu ama Kürt olamadı” açıklamaları yapılmıştır. Bu ülkede bir Kürt avukat, müsteşar, cumhurbaşkanı olabiliyor ama sadece Kürt olamıyor. Bu ülkede bir Kürt Kürt olduğu zaman barış süreci olabilir. Bu sadece bir başlangıçtır.

     

    Sorunun sadece devlet ile PKK arasında yaşandığı söyleniyor. Ancak bu da eksik bir bakış açısıdır. Kürdün derdiyle Türk, Türkün derdiyle de Kürt ilgilendiğinde ancak barış olabilir.

     

    Batı’daki veya Karadeniz’deki insanların önce doğuya gidip orada kalmaları gerek. Oradaki insanları görmeleri lazım. Benim de önyargılarım vardı, tüm Kürtler PKK’lıdır diye. Ama oraya gittikten sonra bakış açım tamamen değişti.

     

    Olay bizim canımızı bir yakmışsa onların canını bin yakmıştır.

     

    Üniversitede öğrenciyken Türkiye’nin toplumsal yapısı dersinde bir hoca, “ülkenin doğusunda yabancı dil konuşuluyor” dedi sırf Kürt dememek için. Bu sorun sadece Kürtlerin değil Türkiye’nin sorunu. Sadece askerler değil siviller de ölüyor.

     

    Resmi ideolojinin belirlediği anlamda bir mezhep, bir ırk ve bir erkeklik söylemi inşa edildi. 28 Şubat sürecinde başörtülüler sorun yaşadı. Bugün sorun büyük oranda çözüldü.

     

    Benim başörtülü öğrencilerim açık öğrencilerimin özgürlük alanını işgal etmiyor.

    Çoğunlukçu bir demokrasi içerisinde değil katılıma açık bir demokrasi anlayışı çerçevesinde bu sorun çözülebilir.

     

    Ben bir Alevi çocuğuyum. Bir Alevi olarak buralarda böyle aşağılandıysam çelişkilerin daha yoğun olduğu bir yerde ne şekilde aşağılanmalar olduğunu ben bilirim. Bu ülke Türklerin ve Sünnilerin ülkesi.

     

    Bunu böyle anladım ve de böyle yaşadım. Eğer bir Alevi olarak bu dışlanmayı yaşadıysam bir Kürt ve Alevi bunun birkaç katını yaşamıştır. Yeni bir paradigmaya, toplumsal sözleşmeye ihtiyacımız var artık.

     

    Bu savaş sadece Kürt çocuklarını ağlatmadı. Türkiye’nin batısında da tüm demokratik hakları bastırdı engelledi.

     

    İlk defa savaşın enstrümanları kullanılmadan barış konuşuluyor. Her gün batıda onlarca ailenin evine cenazenin geldiği, doğuya da evlere acının düştüğü bir dönemde barışı konuşmaya çalışıyorduk. Ama savaşın enstrümanlarıyla barış konuşulamıyordu. Ama ilk defa barışın enstrümanlarıyla barış konuşuluyor.

     

    30 yıl boyunca silahlı mücadele var diye ülke bölünüyor deniyordu. Şimdi silah bırakılacak bu sefer de silah bırakılıyor, ülke bölünüyor diyorlar. Bu algıyı da ben şahsen anlayamıyorum. Van Çatak’ta öğretmenlik yaptım. Sinop’ta da öğretmenim. Çatak’taki öğrencimin dağa çıkıp ölmesini istemiyorum, aynı şekilde Sinop’taki öğrencimin de askere gidip yaşamını yitirmemesi gibi.

     

    12 Eylül’de koskoca bir Türkiye’yi paylaşamazken birileri bu salondaki gibi toplantılar yapsaydı 12 Eylül’de 2 metrekarelik hücrelerde işkence yaparlar mıydı bize? Yaşı büyütülerek idam sehpasına çıkarılan Erdal Eren, hiçbir suçu olmayan Selçuk Duracık, Mustafa Pehlivanoğlu idam edilir miydi? Onları geri getirebilir miyiz şuan? 12 Eylül’den önce barış içinde bu şekilde konuşabilseydik Diyarbakır Cezaevi’nde akıl almaz işkenceler

    yaşanabilir miydi?

     

                Keşke 12 Eylül öncesi o çatışmaları yaratan dönemde de bir akil heyet olsaydı da barış dilini geliştirseydi.  Ortada bir yangın var. Bu yangına körükle de gidilebilir, bu yangın söndürülebilir de. İşin sevindirici yanı bu yangın söndürülmeye çalışılıyor. Türkiye’nin 81 ilinde bu sorun tartışılıyor ve herkes yangını söndürmenin derdinde.

     

    Konfüçyüs, “karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak” diyor. İşte bugün mum yakma günüdür.  

     

    Karadeniz Raporunda yeni Anayasa ve başkanlık sistemi ön plana çıktı…

     

    Raporda “Toplantılarda temel hak ve hürriyetleri güvence altına almak suretiyle devlet iktidarını sınırlayan özgürlükçü sivil bir anayasanın yapılması beklentisi öne çıkmıştır. Bundan sonraki aşama için, asıl önemli beklenti ve çözüm kaynağının yeni anayasa olduğu defaten tekrarlanmıştır.

     

    Demokratik ve yeni bir anayasanın pek çok sorunu çözeceği ifade edilmiştir.

     

    Çözüm sürecinin herkes tarafından tatminkâr şeklinde kabulü insanları “tanımlayan” değil; Türkülerde Yemen destanından bahsedilir ama kimse Yemen İsyanından bahsetmez. Yemen İsyanı 1911’de sonuçlandı.

     

    Ahmet İzzet Paşa isyanın lideriyle oturup anlaştı. O Yemen İsyanı öyle bir sonuçlandı ki Birinci Dünya Savaşında Yemenliler kahramanca savaştılar. Mondros Mütarekesinde silahları teslim etmediler.  

     

    21. yüzyıl kimlikler çağıdır, herkes bir diğerinin kimliğine saygı gösterip karşısındakinden de saygı beklemelidir. Bu barışın yeni bir anayasayla taçlandırılması gerekiyor. Sivil anayasanın, ayrıştırmayan, milleti bir arada tutan temel değerleri kucaklayan bir anayasa olması ve toplumsal mutabakatı düzenlemesi gerektiği beyan edilmiştir.

     

    Buna karşın bölgedeki faaliyetler boyunca sıklıkla “Hükümet bedel olarak başkanlık

    sistemine destek sözü mü aldı?” sorusu ile karşılaşılmıştır. Başkanlık sistemi, ABD’deki

    uygulaması dolayısıyla aynı zamanda eyalet sisteminin benimsenmesi şeklinde

    algılanabilmektedir.

     

    Özellikle çözüm sürecine karşı olanlar bu hususu aleyhte kullanmaya

    gayret göstermektedirler. Bu noktada çözüm sürecinin Anayasa ve başkanlık tartışmaları ile çakışmasının süreç üzerine gölge düşürdüğü tespiti yapılmıştır.   

     

    Çözüm sürecine yönelik olarak “Karadeniz Bölgesinde desteğin az olduğu” şeklindeki iddia ve buna ilişkin anketler, yapay bir tepki sürecinin zeminini hazırlamıştır. Akil İnsanlar

    heyetine yönelik bazı siyasi parti başkanlarının karalayıcı ifadeleri, toplantılarda gerginliğinin

    artmasına ve şehirlerde protestolara yol açmıştır.

     

    Buna karşın protestolar daha ziyade demokratik zeminde gerçeklemiş, Karadeniz

    Bölgesindeki heyetimizin faaliyetlerine engel olmamıştır. Çözüm sürecine yönelik tepkisel

    eylemlere katılanların sayısı en fazla Kastamonu’da olup, bu ildeki protestocu sayısı dahi 150

    kişiyi aşmamıştır. En fazla göstericinin beklendiği ve bu sayıya istinaden tedbirler alındığı

    Trabzon’da dahi protestocu sayısı 60-70 kişi civarında kalmıştır.

     

    Sadece Amasya ilinde, Yeni bir anayasa yazılacaksa tüm kimlikleri, tüm inançları koruyan bir anayasa olmalıdır. Bizim insanları tarif etmeye değil, tanımaya ihtiyacımız var. Anayasa tarif etmemelidir, tanımalıdır. Sorun tek tipleştirmedir. Bundan vazgeçildiği takdirde sorun çözülecektir. Farklılıklarımızı ayrıştırma olarak değil zenginlik olarak değerlendirmeliyiz

     

    Eğer ki bu sorunun çözümü doğrultusunda atılacak adımlar başkanlık sistemi karşılığında atılacaksa bu siyasi ahlaksızlıktır. Bu konuların farklı düzeylerde ele alınması gerekir. Bugün toplumda bir tarafını AKP’nin oluşturduğu bir tarafını diğerlerin oluşturduğu “sen bana başkanlığı ver ben sana barışı vereyim” gibi bir algı oluşmuştur. Bu algının kırılması gerekiyor. Barış ciddi bir projedir.

     

    18 ilden 15’inde etkinliklerde İşçi Partisi/TGB, Ülkü Ocakları ve Kamu-Sen bazen ayrı ayrı bazen ise birlikte protesto eylemleri yaparak tepkilerini ortaya koymuştur. Karadeniz

    Bölgesindeki 18 ilden birkaçında CHP bu tepkiye katılmıştır. Hiçbir ilde sözlü hakaret dışında fiziksel bir saldırı olmamıştır.

     

    İlgi çekici olan ise basının sanki gerçekten çok büyük protestolar olmuş gibi 15-20 kişilik gösterileri bile “halkın akillere tepki verdiği” şeklinde sunmasıdır.

     

    Öyle ki, basında “Trabzon'da etten duvar”, 17 tane protestocunun bulunduğu Artvin'de "Akiller korktu" ve “Düzce’de soğuk duş”, “Şehit ailelerine gaz”, "Zonguldak’ta linç girişimi" şeklinde trajikomik denecek derecede gerçekleri saptıran haberler yer alabilmiştir.

     

     

     

     

     


    YORUM YAZ, SEN DE GÖRÜŞÜNÜ BİLDİR
  • Yükleniyor...
    YAZARLAR Tümü
    YILMAZ ACU Sporla Yoğrulmuş Bir Hayat, İyilikle Anılan Bir İsim: Veysi Avşar
    Yahya ERİKLİ 7. CÜZDEN MESAJLAR..
    MEHMET ÇET Yeni yılınız ( 2024 ) Kutlu Olsun
    ibrahim GÜÇLÜ Hikûmeta Kurdistanê divê baş bizane ku îro dereng e û lê sibê derengtir dibe…
    Abdülkadir Nur GÖRDÜK DEPREM VE MUHASEBE
    GAZETE MANŞETLERİ
    SON DAKİKA
  • Bağlar’da astım hastasına enjeksiyon engeli
  • Xiyan Derneği’nden Kar Yağışı Sonrası
  • Şeyhmus Kaval Güven
  • 450 İMZAYLA DİYARBAKIR KUYUMCU ESNAFININ ORTAK
  • Fahrettin Gülmüş Güven Tazeledi: Bakkallar,
  • Gazeteci Pirinççioğlu'na sessiz uğurlama!
  • Bismil Şoförler ve Otomobilciler Odası
  • Bismil Esnaf Odası’nda Demokratik Seçim:
  • FOTO GALERİ Tümü

    • Manzara Resimleri

    • Komik Resimler

    • RASTGELE RESİMLER
    ÖZEL HABER
  • Bağlar’da astım hastasına enjeksiyon engeli
  • Xiyan Derneği’nden Kar Yağışı Sonrası Tedbir Çağrısı
  • DTSO Bileşenleri Basın Emekçileriyle Buluştu
  • Deniz: “Gazeteciler Kamuoyunun Vicdanıdır”
  • 450 İMZAYLA DİYARBAKIR KUYUMCU ESNAFININ ORTAK TALEBİ ANKARA’YA
  • Şeyhmus Kaval Güven Tazeledi:Hurda­cılar,Tüpgaz Bayiileri ve
  • Fahrettin Gülmüş Güven Tazeledi: Bakkallar, Bayiler ve
  • Çiçek’ten 10 ocak çalışan gazeteciler günü mesajı
  • Bismil Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Faysel
  • Bismil Esnaf Odası’nda Demokratik Seçim: Şehmus Gelen Yeniden
  • HAVA DURUMU
    VİDEO GALERİ Tümü

    • Recep Tayyip Erdogan One minute!

    • Davos'un Arka Planı

    • Günün en çok izlenen komik video
    NAMAZ VAKİTLERİ
    SÜPER LİG
    ARŞİV
    Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | İletişim | Sitene Ekle | Reklam| RSS 2.0 2026 © Diyarbakır Haber Merkezi Tüm Hakları Saklıdır !

    Yazılım: Haber-Sistemi