Bugün: 02 Ağustos 2026 Pazar
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Künye
Yeni Üyelik Üye Girişi
  • Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Seri İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Tüm Yazarlar
  • İletişim
  • SON DAKİKA
    Diyarbakır’da metruk yapıların yıkımı sürüyor
    Ergani'de Öğrencilerden Kütüphane Çağrısı: "Daha…
    Elbey ve Gençer Ailelerinin Mutlu…
    Esen ve Büyükburç Ailelerinin Unutulmaz…

    SINIRLARI ZORLAMAK

    25 Kasım 2013, 03:08
    12
    14
    16
    18

    Bu topraklarda tüm politikacıların ağlaklık (salya sümük ağlamaları) hali bana, işin içinde rol ya da samimiyet olsa da “zalim”in güçlü olduğunu söylüyor. Öyle zalimler var ve doğuyor ki politikacıları dahi ağlatabiliyor. Zalimin yaptıklarına ses çıkartamayıp zamanında alkış tutan ya da gücü yetmediği için sessiz kalan onlarca yıl sonra (bu bazen yüzyılı geçebiliyor) ekranlarda, kameraların önünde ağlayabiliyor. Ağlamak ta bir sanattır, ne diyebilirim. Tabii ki bu sözleri iyi kalpli ve insan sevgisi nedeniyle ağlayanlar için söylemiyorum. Politikacılar artık Dersim’e, 12 Eylül idamlarına, Ahmet Kaya’ya ve diğer üzücü olaylara ağlıyorlar.

     

    İran’daki sözde İslami rejim Allah’a karşı düşmanlık (muhareb) suçlamalarıyla insanları idam ediyor. Rejime karşı gelen herkes Allah düşmanı kabul ediliyor. Rejimin menfaat ve uygulamalarına, haksızlıklarına başkaldırmak Allah’a başkaldırmak şeklinde değerlendiriliyor. Böylesi sapkın bir düşünce ile hareket edenlerin neler yapabileceğini ya da kimleri anında katledebileceğini kestirmek zor olmasa gerek. Bizdeki gidiş te biraz buna benzeyecek gibi. İnsan hakları ve özgürlükleri savunmak karanlık bir taassup içinde günah, haram, yasak ve sapkınlık olarak değerlendirilmeye başlandı. Böylesi bir gidişin iyi olmadığı belli olduğu halde-tam demokrat olamamaktan kaynaklı olsa gerek!-eleştiriler yapılmamakta ve susulmaktadır. Belki de bir gün bakarsınız bizde de gerçekleri savunmak ya da haksızlıklara karşı gelmek Allah’a karşı ya da başka bir değere karşı gibi gösterilebilecektir.

     

    Bugün biraz farklı yazıyorum. Sözümüzü sınırlara aykırı gelecek diye esirgemeyeceğimizi okurlarım bilirler. Ağlamak, bağırmak isteyene de bir şey dediğim yok. Ama zamanında konuşmanın önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Zamanında karşı koymanın, karşı durmanın önemi var. Totalitarizm, siyasal faaliyet tekelinin bir partiye tanıdığı, bu partiye ruh ve güç veren bir ideolojinin egemen olduğu bir siyasi rejimdir. Bu rejimde devlet her türlü kuvvet ve inandırma araçlarını elinde tutar, polisiye ve ideolojik terör öne çıkar. Hitler Almanya’sı, Stalin’in Sovyetler Birliği böyle bir siyasal rejimdi. Burada esas olan tek kişi, tek lider, tek parti(dir). Bu sözler ne(re)den aklıma geldi, bilemiyorum.

     

    Ve bu aralar, herkes Kerbela’ya ağlıyor. Bilirsiniz 10 Ekim 680’de Hazreti Hüseyin 72 (bazı anlatımlarda Hüseyin’le birlikte 72 kişi sayılır) taraftarı ile birlikte Kerbela Çölü’nde Yezit ordusu tarafından susuz bırakılarak vahşice katledildi. Hüseyin’in başı kesildi ve mızrak ucunda Şam sokaklarında gezdirildi. Amaç muhaliflere korku vermekti(r). Büyük olasılıkla Kerbela savaşı(?!) öncesi olmalı, Hüseyin’in taraftarlarına yaptığı bir konuşmada sarf ettiği sözlere gitmek istiyorum: “Zalimlerin hükmü altındaki toprakların neresinde yaşarsanız yaşayın, ezilenlerin ve mazlumların birliği olmadıkça mukadderat değişmez. Kerbela mazlum ile zalimin kavgasıdır. Zalimler dünyası var oldukça bu kavga devam edecek. Kerbela’da açılan yara mazlumların yarasıdır. Akan kan mazlumların kanıdır. Bundan böyle zalimlerin açacağı yaralar benim yaram, akacak kan benim kanımdır. Benim kanım ile ezilenlerin kanı, benim yaram ile ezilenlerin yarası arasında fark görülmez Şartlar ve bedeli ne olursa olsun, hiçbir yerde, zalimlerin dünyasına biat etmeyeceğim, teslim olmayacağım.”

    Ağlamak merhamet, iyi düşünceler ve iyiliklerin belirtisidir tabii. Ama ben en çok, haksızlığa karşı mücadele edenin ağlamasına değer verir ve inanırım.


    YORUM YAZ, SEN DE GÖRÜŞÜNÜ BİLDİR
  • Yükleniyor...
    YAZARLAR Tümü
    YILMAZ ACU Kapısı Açık Olan Makamlar, Gönüllere de Açılır
    BEDİRHAN AKYOL SAHADA KAZANMAKTAN ÖNCE İNSAN KALABİLMEK
    Yahya ERİKLİ 7. CÜZDEN MESAJLAR..
    MEHMET ÇET Yeni yılınız ( 2024 ) Kutlu Olsun
    ibrahim GÜÇLÜ Hikûmeta Kurdistanê divê baş bizane ku îro dereng e û lê sibê derengtir dibe…
    Abdülkadir Nur GÖRDÜK DEPREM VE MUHASEBE
    GAZETE MANŞETLERİ
    SON DAKİKA
  • Diyarbakır’da metruk yapıların yıkımı
  • Ergani'de Öğrencilerden Kütüphane
  • Elbey ve Gençer Ailelerinin Mutlu Günü:
  • Esen ve Büyükburç Ailelerinin Unutulmaz
  • Diyarbakır’da Ciğerciye Silahlı Saldırı: 3
  • Diyarbakırlı İş İnsanı ve Önceki Dönem
  • Diyarbakır'da Büyük Motosiklet Çekilişi:
  • Yerel Basına Destek Toplumun Ortak
  • FOTO GALERİ Tümü

    • RASTGELE RESİMLER

    • Komik Resimler

    • Manzara Resimleri
    ÖZEL HABER
  • Esen ve Büyükburç Ailelerinin Unutulmaz Düğün Gecesi
  • Diyarbakırlı İş İnsanı ve Önceki Dönem Diyarbakır MÜSİAD
  • Diyarbakır'da Büyük Motosiklet Çekilişi: Hedef Motor'dan
  • Yerel Basına Destek Toplumun Ortak Sorumluluğudur
  • Yeniden Refah Partisi Diyarbakır İl Başkanı Ali Erdem:
  • Aydın'da yaşayan Diyarbakırlı sanatçı Sıtkı Ölmez'den
  • Diyarbakır İçin “Semt Bazlı Kentsel Dönüşüm” Çağrısı
  • Karacadağ Bölgesinin Köklü Türkmen Aşiretlerinden Delidolu
  • Diyarbakırlı Mahmut Yıldızhan’a Mardin 1969 Spor’da Önemli
  • Başkan Hamit Sümer, Karacadağ Bölgesi Kanaat Önderi Şeyh Ahmet
  • HAVA DURUMU
    VİDEO GALERİ Tümü

    • Recep Tayyip Erdogan One minute!

    • Günün en çok izlenen komik video

    • Davos'un Arka Planı
    NAMAZ VAKİTLERİ
    SÜPER LİG
    ARŞİV
    Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | İletişim | Sitene Ekle | Reklam| RSS 2.0 2026 © Diyarbakır Haber Merkezi Tüm Hakları Saklıdır !

    Yazılım: Haber-Sistemi